OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH

Osmaniye Gazetesi sahibi ve Osmaniye Sevdalıları Derneği Yönetim kurulu üyesi basın sözcüsü arkadaşımız İsmail KARADAĞ’ın torunu sünnet olarak erkekliğe ilk adımı atmanın sevincini yaşadı. Büyükanneler ve dedeler için torunları kucaklarına almak, onları sevmek, gelişimlerini takip etmek, hediyeler almak, birlikte gezmeye çıkmak, çocuk parkına gitmek oldukça heyecan ve mutluluk verici anlardır. Kendi çocuklarını yetiştirdikten sonra torunlarını da yetiştirecekleri, onlarla ilgilenip gelişimlerini takip edecekleri, ekonomik yönden destek olacakları duygusu büyük anne ve büyük babalara kendilerini değerli hissettirir. Anneanne, babaanne ve dedelerin torunları üzerinde olumlu etkileri vardır. Çocuk, anne babasından göremediği ilgi ve sevgiyi onlardan görmekte, bu da duygusal yönden gelişimlerini olumlu etkilemektedir. Kültürümüzde torun üzerinde dedelerin etkisi daha fazladır. Çocukların dünyasında dedelerin özel bir yeri vardır. Çocuklar büyüdüklerinde dede ile geçirdikleri günleri tatlı birer anı olarak hatırlar, kendilerini mutlu hissederler. YAŞLILARIN HAYATA TUTUNMALARINDA EN BÜYÜK MORAL KAYNAĞI TORUN SEVGİSİ Uzmanlar, yaşlıların hayata tutunmalarında en büyük motivasyonun torun sevgisi olduğunu belirtiyor. Psikolojik danışman ve hipnoterapist Dr. Ramazan Özarslan, büyükbaba ve büyükannelerdeki aşırı torun sevgisinin 60 yaşından sonra ‘içlerindeki çocuksu duygunun’ dışa vurumu olduğunu söyledi. Türk toplumunda dedelerin torunlarına gösterdiği yakın ilginin temelinde zamanında oğluna ve kızına gösteremediği sevginin tezahürü olduğunu belirten Dr. Ramazan Özarslan her gün torunlarıyla haşir neşir olan ve onlarla oynayan büyük anne ve dedelerin moral değerlerinin çok yüksek olduğunu ifade etti. Çocuğun ruh sağlığı ve karakter oluşumunda aile büyüklerinin rolünün önemli olduğunu aktaran Özarslan, dede ve nine sevgisi görmeden büyüyen çocukların yaşlılara karşı hürmette sıkıntı yaşayabileceklerini söyledi. Yaşlılıktaki torun sevgisinin, insanın içindeki çocuksuluğu sembolize eden saflığın, temizliğin ve güzelliğin dışa yansıması olduğunu ifade eden Özarslan, kız çocukların dedeye, oğlan çocukların ise nineye düşkün olduğunu belirtti. Yaşlılarda torun sevme duygusu fıtri bir duygu. Bu duygu milletten millete fazla farklılık göstermez. Her kadın ve erkek, neslinin devamını ister. Altmış yaşından sonra torun sevgisi zirveye çıkmaya başlar. Bu yaştan sonra büyükanne ve dedelerin içlerindeki çocuksu duygular dışa yansır. Çocuklaşırlar ve torunlarıyla empati kurmaya başlar. Böylece çocukla dede ve nine arasında duygusal bir bağ oluşur. Küçük yaşta dede ve nine sevgisiyle yetişen çocuklarda merhamet duygusu yaşıtlarına göre daha yüksektir. Bu çocuklar herkese pozitif enerji yayarlar. Çocuğun yetişmesinde dede ile torun arasında kuvvetli bağ olması gerektiğini belirten tarihçi İbrahim Yılmaz, tarihte bu bağın Fatih Sultan Mehmet ile torunu Yavuz Sultan Selim ile yoğun yaşandığını ifade etti. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu İkinci Beyazıt’ın çocukları arasında torunu Yavuz Sultan Selim’e her zaman özel ilgi ve alaka göstermiştir. Oğlu Beyazıt’a: “Keskin bakışlı şehzadem Selim’e iyi bak, ben onda Devlet-i Ali’yi yönetme adına büyük cevher görüyorum.” dediği rivayet edilir. Bu düşünceden hareketle; Osmaniye Gazetesi sahibi ve Osmaniye Sevdalıları Derneği Yönetim kurulu üyesi basın sözcüsü arkadaşımız İsmail KARADAĞ’ın torunu sünnet olarak erkekliğe ilk adımı atmanın sevincini yaşadı. Konuyla ilgili olarak duygularını ifade ederken mutluluğu gözlerinden okunan İsmail Karadağ; “Dünya tatlısı Torunum Seyithan Karadağ erkekliğe ilk adımı attı. Kirveliğini eniştem Tacettin Can’ın yaptığı sünnet törenini evde sade bir şekilde yaptık. Çok mutluyuz. Allah herkese torun sevinci ve mutluluğunu yaşamayı nasip etsin” dedi. Haber merkezi