HAFIZLARIN BERAT SEVİNCİ

Osmaniye’de 4 Öğrencimiz daha hafızlık tespit sınavını başarıyla geçerek hafızlık Beratını almaya hak kazandı. HAFIZLIK NEDİR? Kuran’ı Kerimi lafzen okumaya kıraat, güzel okumanın usullerini öğreten ilme tecvid, Kurân okuyan kişiye de kari denir, çoğulu kurrâ’dır. Kurân-ı Kerîmin tamamını ezberleyene de hafız denir. Arapçada korumak, ezberlemek manasındaki “hıfz” kökünden türemiş bir sıfat olan hafız, Kurân-ı Kerîmi ezberleyen ve hafızasında koruyan kişidir. Hafız sadece Kurân-ı Kerîmin kelimelerini, Ayetlerini ezberleyen değil, aynı zamanda onun manasını kalbine ve ruhuna nakşeden, beynine alan ve gönül dünyasında seyreden bir insandır. Kurân’ı içine sindirmiş olan gerçek hafız yürüyen ve konuşan Kuran demektir. Hafız kelimesine nisbet edilen el-Hafız, Allah’ın güzel isimlerinden biridir ve; “Her yönden esirgeyip koruyan, insanların ve cinlerin bütün amellerini muhafaza eden, asla zayi etmeyen” anlamındadır. “Şüphesiz ki Kurân’ı ve onu koruyacak olan da Biziz” ayetinde de ifade edildiği gibi Kurân’ın gerçek sahibi ve koruyucusu o kelâmın mutlak sahibi olan Allah’tır. Hafızlar, Peygamberimizin (a.s.m.) özel iltifatına mazhar olan insanlardır: “Hafız olup da Kurân okuyan kimse meleklerle beraberdir” hadisinde bildirildiği gibi, hafız her an meleklerle birlikte, meleklerin arasında, meleklerle iç içedir. Çünkü meleklerin en çok ilgi duydukları olay, Kurân’ın okunduğu ve dile getirildiği yerlerdir. Kurân’ı beynine nakşeden ve kalbine yerleştiren hafızlar, hem dünyada şerefli ve saygın insanlardır, hem de Ahrette akrabalarına ve yakınlarına şefaatçi olacaklardır. Bu müjdeyi Efendimiz (a.s.m.) şu sözleriyle verirler: “Kim Kurân okur ve onu ezberler, helâlini helâl kılar ve haramını haram kılarsa, Allah, bu Kurân sebebiyle onu Cennetine koyar ve ailesinden Cehenneme girmeyi hak eden on kişiye şefaat hakkı tanır.” Hafızları Abese Sûresinde sözü edilen sefere-i kirama benzeten Peygamber Efendimiz (a.s.m.), hafızların Cennette onlarla beraber olacağını müjdelemiştir. Peygamberimiz (a.s.m.) kendisine vahyolunan ayetleri ezberinde tutar ve daha sonra Sahabilere okurdu. Kurân’ı hafızasına nakşedip ilk muhafaza eden bizzat kendisidir, ilk hafız odur. Kıyamet Suresinin 16. ve 17. Ayetlerinde işaret edildiği gibi Cenâb-ı Hak tarafından garanti edildiği şekilde Peygamber Efendimiz (a.s.m.), aldığı vahyi derhal bellemiş oluyordu. Bu yönüyle hafızlık bir Peygamber mesleğidir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) her sene Ramazan ayında o zamana kadar vahyedilmiş olan bütün Kurân’ı Hz. Cebrail ile mukabele ederdi. Dünyasını değiştireceği seneye rastlayan Ramazan’da bu mukabele iki defa olmuştu. Hasan KILIÇ