OKÜ Rektörü Prof.Dr. Uzun, HEDEFLERİNİ ANLATTI

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi (OKÜ) Rektörü Prof.Dr. Turgay Uzun, üniversite ile ilgili hedeflerini anlatan yazı yayımladı. Rektör Uzunyazısında şunları söyledi: “Memleketimizin bu güzide şehrinde kurulmuş bulunan, ayrı bir anlam ve öneme sahip olduğuna inandığım Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Rektörlüğü’ne Sayın Cumhurbaşkanımızın tensip ve takdirleri ile rektör olarak atanmış olmaktan son derece gurur ve onur duyuyorum. Bu ulvî görevi yerine getireceğim süre zarfında, üniversitemizin değerli çalışanları, Osmaniye’mizin asil ve çalışkan insanları ve elbette başta Sayın Valimiz ve kentimizin kıymetli yöneticileri ile birlikte çok verimli bir çalışma ortamı oluşturacağımıza inanıyorum. Söz konusu görevimi îfa ederken, sorunlar ve zorluklarla da karşılaşacağımızı biliyorum. Ancak bu zorlukları; Osmaniye’mizin sahip olduğu yüksek gelişme potansiyeli, Osmaniyeli hemşerilerimizin örnek çalışma azmi ve kararlılığı ile devletimizin şehrimize ve üniversitemize sağlayacağı desteklerle aşacağımıza eminim. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nin, ulusal ve uluslararası başarılara imza atan, mensuplarının devletine ve milletine yüksek aidiyet duygusuyla bağlı, ortak çalışma kapasitesi gelişmiş ve ekip ruhunun belirleyici bir unsur haline geldiği bir üniversite olması en büyük hedefimizdir. Bu şuur içerisinde, millî kültürümüzün sahip olduğu yüksek medeniyet anlayışını kendimize rehber alarak, aramızdaki her türlü farklılıkları ayrılıklara vesile olan unsurlar değil, birer zenginlik kaynağı olarak gören düşünceyi kendimize ilke edineceğimizin de bilinmesini isterim. Yunus Emre’nin bize tavsiye ettiği “Yaratılanı sev, Yaradan’dan ötürü” düsturu, görevde bulunduğumuz süreç içerisinde daima rehberimiz olacaktır. Üniversite geleneği, günümüz medeniyet birikiminin oluşmasında çok önemli katkılar yapmıştır. Yaşadığımız topraklar bilginin üretildiği ve insanlığın hizmetine sunulduğu kadim topraklar olma özelliğine sahiptir. Üniversitemize ev sahipliği yapan, geçmişte bereketli topraklarına atfen Cebeli Bereket ismindeki sancağa bağlı bir il olan Osmaniye, 1933 yılında ilçe yapılarak Adana’ya bağlanmıştır. 1996 tarihinde tekrar il statüsüne kavuşan şehrimiz, Osmaniye’ye gönül veren yöneticilerimiz sayesinde her alanda gelişim yönünde ivme kazanmaya başlamıştır. Bu ivmeyle doğru orantılı olarak Çukurova Üniversitesi’ne bağlı Meslek Yüksekokulu iken 2007 yılında Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi adıyla müstakil Üniversite olarak yapılandırılmıştır. Ben şahsım ve üniversitem adına şehrimize ve üniversitemize emeği geçen ve ebediyete irtihal etmiş büyüklerimizi rahmet ve minnet ile anıyorum. Üniversitemizin öğrenci sayısındaki artışa paralel biçimde kentimizin ve üniversitemizin ihtiyaç ve beklentilerinin de artması doğal bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Bizim önceliğimiz elbette akademik çalışmalar ve üniversitemizin gelişmesi olacaktır. Osmaniye Korkut Ata Üniversite’mizi başta bölgesel olmak üzere ulusal ve uluslararası sorunlara çözüm bulmaya çalışan bir araştırma ve geliştirme merkezi yapmaya gayret edeceğiz. Bu süreçte ortak hedeflerimizin gerçekleşebilmesi adına, başta sayın valimiz olmak üzere, Osmaniye’mizin tüm yerel yönetim ve merkezi devlet kurumlarının değerli yöneticilerinin, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyamızın değerli temsilcileri ile şehrimizin değerli milletvekillerinin büyük destek ve katkılarını esirgemeyeceklerinden eminim. Osmaniye, kuruluşundan bu yana her dönemde fedakârlık ve vatanseverlik kavramları ile birlikte anılmış kutsal bir vatan köşesidir. Çanakkale’yi geçilmez kılan şehitlerin torunları, büyük önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Samsun’da yakmış olduğu istiklal ateşine, 7 Ocak 1922’de Osmaniye’den karşılık vermiş, işgalci güçleri topraklarından kovarak anlamlı bir bağımsızlık ve özgürlük destanına imzasını atmıştır. Cumhuriyetimizin kuruluşu ile beraber hızlı bir gelişme ivmesi yakalamış olan şehrimiz, tarımsal üretim kapasitesi ve orta ve büyük ölçekli girişimcileriyle önemli bir sermaye birikimine sahip olmuştur. Üniversitemizin 2007 yılında kuruluşu ile beraber şehrimizin mevcut iktisadi potansiyeli bilgi ile buluşmuştur. Bilimsel bilginin giderek daha önemli ve belirleyici olduğu, küresel rekabetin çok çetin koşullarda cereyan ettiği dünyada, kentimizin sahip olduğu fırsatları en akılcı biçimde değer üretimine çevirmek gerektiği hepimizin malumudur. Bu itibarla Üniversitemizin, şehrimizin gelişimine yönelik olan yaşamsal katkılar sunduğu âşikardır. Üniversitemizin her kademedeki çalışanları olarak bu katkıları artırarak sunmaya devam etmek için şevkle ve samimiyetle çalışmayı hem şehrimize hem de milletimize karşı milli ve manevi bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Bu sorumluluk ve samimiyetle, yeni ve tertemiz bir sayfayı, yine yeni bir heyecanla ve ekip ruhuyla açarak, önümüzdeki huzurlu, başarılı ve parlak geleceğe doğru emin adımlarla koşmamızın zamanının geldiğini düşünmekteyim. Cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yılını idrak edeceğimiz 2023 yılında sayın Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu küresel ve milli hedefe uygun biçimde, büyük Türk bilgesi Korkut Ata’nın adını taşıyan bu kutlu yuvayı, başta Türk-İslam dünyasının ve giderek dünyanın bilimsel cazibe merkezlerinden birisi haline getirme gayretimiz görev süremizce yorulmadan, yılmadan artarak devam edecektir. Büyük düşünür Mevlana’nın hiç eskimeyen sözlerindeki gibi, düne ait her şeyin dünle birlikte yok olduğunu kabul edip, yeni günde yeni şeyler söylemenin gerekliliğine inanarak yola çıkmış olmanın da heyecanını sizlerle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Çok stratejik bir bölgede bulunan kentimizin üniversitesini; üreten, paylaşan ve gelişen bir Osmaniye için önemli bilimsel, iktisadi ve sosyal alanlarda katkılar sunan, devletimizin tüm kurumları ile yüksek istişare ve işbirliği içinde faaliyet gösteren, aynı zamanda dünyada yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, teknoloji ve bilgiyi kullanmanın yanında onu üretme kapasitesine da sahip kılan, akademik ve idari çalışanlarımızın mensubu olmaktan, öğrencilerimizin de öğrencisi olmaktan daha fazla gurur duyacağı bir bilim ve irfan yuvası haline getirmek için tüm güç ve imkânları seferber etmek en başta gelen sorumluluğumuz olacaktır. Bizlere düşen, bu yüksek kapasiteyi, sahip olduğumuz milli ve manevi değerlerimiz ile evrensel bilimin ortaya koyduğu akademik ilkeler ile birleştirerek birlik ve beraberlik içerisinde harekete geçirme noktasında canla başla çalışmak olacaktır. Allah yar ve yardımcımız olsun.” Nuri DANIŞ