YAYLALARDA AÇ KALAN KEDİ VE KÖPEKLERE YİYECEK YARDIMI

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde KOVİD-19 nedeniyle hafta sonu yaşanan iki günlük sokağa çıkma kısıtlamasından dolayı yazın yaylara götürülüp dönüşte orada bırakılan kedi ve köpekler karların yağmasıyla oluşan soğuklar sebebiyle aç kaldılar. Sosyal medyada, yayla evlerinde soğuk ve kar yağışı nedeniyle kedi ve köpekler aç kaldı çağrısına Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ile belediye ekipleri seferber oldu. Ekipler, can dostlarımızı yalnız bırakmayarak boş olan evlerin kuruluklarında kalan kedi ve köpekler için mama ve ekmek bıraktılar. Çalışmaları takdirle karşılanan ekipler ayrıca, kar yağışı ve soğuk havada doğada yiyecek bulmakta güçlük çeken kuşlar ve diğer canlılar içinde doğaya yiyecek bıraktılar. ‘HER CANLIYA YAPILAN İYİLİKTE SEVAP VARDIR’ Ashabdan bazılarının, ‘Ey Allah’ın Resulü! Hayvanlara yaptığımız iyilikler için bize bir sevap var mı?’ sorusuna karşılılık Rahmet Elçisi, ‘Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır’ buyurdu Kuran-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde sıklıkla hayvanlardan söz edildiğini görmekteyiz. Bunun amacı bir yandan hayvanların yaratılışındaki hikmet üzerinde insanları düşünmeye sevk etmek diğer taraftan da yenilmesi helâl ve haram olan hayvanlarla ilgili hükümleri belirlemektir. “Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir” buyuran Allah Teala, yerde ve gökte hayvanların O’na secde halinde olduklarını ve kendi dilleriyle onu tesbih ettiklerini haber vermektedir. Kur’an, kimi zaman isimlerini zikrederek, kimi zaman ise vasıflarından bahsederek hayvanlara özel bir yer vermiş ve bazı süreler Bakara (inek), Nahl (arı), Neml (karınca), Ankebût (örümcek) ve Fil gibi isimlerle anılmıştır. Yine Kuran-ı Kerim’ de birçok hayvana atıflar yapılarak isimleri zikredilmiştir. SEVER, İSİM VERİRDİ Peygamber Efendimiz’in dünyasında hayvanların önemli bir yeri vardı. Rahmet Elçisi, bindiği hayvanları sever, önemser ve onlara özel isimler verirdi. Hz. Peygamber’in Mürteciz isminde bir atı; Kasva isminde devesi vardı. Sevgili Peygamberimiz, hayvanların maruz kaldığı her türlü zulüm, işkence ve eziyeti yasaklayarak, onlara sevgi ve şefkat gösterilmesini, korunmasını, merhametle muamele edilmesini emretmiştir. “Hayvanlar olmasaydı semadan yağmur inmezdi” buyuran Hz. Peygamber, hiçbir günahı olmayan o canlıları, Yüce Allah’ın rahmet vesilesi olarak görmüştür. Her birinin bir can taşıması dolayısıyla, hayvanların sahip olduğu hakların başında yaşama hakkı gelir. Allah Resulü, onların bu en temel hakkıyla ilgili olarak, “Hiçbir kişi yoktur ki bir serçeyi yahut ondan daha büyük bir canlıyı haksız yere öldürsün de Yüce Allah ona bunun hesabını sormasın!” buyurmuş ve sebepsiz yere öldürülen serçe gibi hayvanların ahirette, “Ya Rabbi! Falan beni, herhangi bir fayda elde etmek için değil, boş yere öldürdü!” diyerek öldüren kişi aleyhinde davacı olacağını bildirmiştir. Bir defasında da ashabına aç ve susuz hayvanları doyurmanın mükafatına dair bir kıssa anlatmıştı. Buna göre: “Yolculuk yapan bir adam çok susamış ve yolda rastladığı bir kuyuya inip oradan su içmişti. Kuyudan çıkınca orada bir köpekle karşılaştı. Susuzluktan dilini sarkıtmış olan zavallı hayvan nemli toprağı yalıyordu. Yolcu kendi kendine, ‘Bu hayvan da benim gibi çok susamış’ dedi ve tekrar kuyuya inip ayakkabısına su doldurdu. Sonra ayakkabısını ağzı ile tutup kuyudan çıktı ve köpeği suladı. Bu yaptığından dolayı Allah o kulundan hoşnut oldu ve onu bağışladı.” ‘BİZE SEVAP VAR MI?’ Hz. Peygamber’in bu sözlerini dinleyen ashabdan bazılarının, “Ey Allah’ın Resulü! Hayvanlara yaptığımız iyilikler için bize bir sevap var mı?” sorusuna karşılılık Rahmet Elçisi, “Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır” buyurdu. Günümüzde ne yazık ki hayvanların bir kısmı doğal ortamlarının dışında bir süs eşyası gibi kullanılırken, büyük bir kısmı da nesillerinin tükenmesi ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Allah’ın rahmetini kazanmak, O’nun mahlukatına karşı merhametli davranmakla ilişkilidir. Bu yüzden insan, her canlıya insani, vicdani ve ahlaki muameleyle mesul olduğunu unutmamalıdır. https://www.milliyet.com.tr/ Menderes ÖZAT