“KÜRŞAD ATA CENGİ DESTANI” ADLI KLİP İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLANILDI

Osmaniyeli merhum Avukat Selahattin Arpacı’nın vasiyeti olan “Kürşad Ata Cengi Destanı” adlı klip için çalışmalara başlanıldı. Menajer Ferhat Er ve Vatan Bestekarı Hanifi Gökhan, Korkut Ata Atçılık ve Binicilik Spor Kulübünde düzenledikleri basın toplantısıyla klip hakkında bilgi verdi. Hanifi Gökhan, burada yaptığı açıklamada, merhum Selahattin Arpacı’nın vasiyetini yerine getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Arpacı’dan 4 yıl boyunca eğitim aldığını hatırlatan Gökhan, “Selahattin Arpacı hocam ameliyata girmeden önce ben vefat edersem bu projeyi gerçekleştir demişti. Allah gani gani rahmet eylesin bizde onun ruhunu şad etmek için Türk Dünyasına birlik mesajı vermek için “Kürşad Ata Cengi Destanı” kilibinin çekiminin hazırlıklarına başladık. Bu klipte hocam kendisi rol alacaktı ama ömrü yeterli olmadı. Bizler de ekip arkadaşlarımıza düşündük ve onun yerine bu rolü kızı Nazlı Arpacı canlandıracak. O da kabul etti. İnşallah başarılı bir çalışma olacak” dedi. Menajer Ferhat Er, klibin iki mekanda çekileceğini söyledi.Güzel bir eser ortaya çıkacağına inandığını ifade eden Er, “Profesyonel düşünüyoruz. Müzik çalışmaları bitmek üzeredir. Görüntüleri de eklendiğinde yaklaşık 3,5 – 4 dakikalık klip oluşacak. Osmaniye’mizin tanıtımı açısından rahmetli Selahattin abinin vasiyetinin gerçekleşmesi açısında, Türk Dünyasına bir not düşme açısından önemli görüyoruz. Biz her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ifade ediyor. Ekibe de başarılar diliyorum” şeklinde konuştu. Selahattin Arpacı’nın kızı Nazlı Arpacı da klipte babasını canlandıracağı için heyecanlı olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. Yazar Hüdavendigar Onur, 28 Ocak 2020 tarihinde yaşamını yitiren Ülkü Devi Selahattin Arpacı’nın vefatından sonraki duygularını köşe yazısında şöyle paylaşmıştı: BİR BOZKURT’UN ARDINDAN Taşmedreseli ülkücülerden Selahattin Arpacı ağabey hayata veda etti. 2 Ocak günü yaptığı sosyal medya paylaşımında, Adana’da Yüreğir Başkent Hastanesi’nde olduğunu belirterek “Yarın By-pass ameliyatı olacağım Allah (C.C.) izin verirse. Hakkınızı helal edin. Benden yana helal olsun. Dualarınızı beklerim. Allah’a (C.C.) emanet olun” demişti. Sonraki paylaşımında ise by-pass’tan çıktığını belirterek “Biraz daha dua” ifadelerini kullanmıştı. Cep telefonuma 27 Ocak günü gönderilen bir mesajdan Selahattin ağabeyin uçmağa vardığını öğrendim. Bir an ne yapacağımı şaşırdım. Kanım dondu sanki. Geçen yıl da Türk-İslam ülkücüsü, yakın arkadaşı Amasyalı Mehmet Şahbaz ağabey 28 Nisan 2019 günü uçmağa varmıştı. Söz açılmışken kısa bir bilgi de vereyim. Selahattin Arpacı, Davut Haskırış ve Mehmet Şahbaz, Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde aynı koğuşta kaldılar. Sonra dostlukları bir ömür boyu sürdü. Davut ağabey, ölüm haberini duyunca bir gurup arkadaşıyla İstanbul’dan Osmaniye’ye gitti. Selahattin ağabeyin çocuklarıyla beraber ‘ülküdaşının’ cenazesini yıkadı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, Selahattin Arpacı’nın vefatı nedeniyle bir taziye mesajı yayınladı. Bahçeli, mesajında şunları söyledi: “Ömrünü davasına adamış, tavizsiz mücadelesiyle ülküdaşlarımızın övgüsünü kazanmış ahlak, sabır, inanç ve ülkü insanı Taşmedreseli Selahattin Arpacı kardeşimizin vefatından derin bir üzüntü duydum. Merhum dava arkadaşımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailesine, camiamıza ve sevenlerine yürekten başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun.” (Türkgün, 28.01.2020). Selahattin Arpacı’nın da olduğu bir gurup arkadaşla, “Türk-İslam ülküsünü benimsemiş ve bu yolda hizmet vermeyi gaye edinmiş bir sivil toplum örgütü” olan ‘Oğuzlar Şurası’nı kurmuştuk. Topkapı’daki avukatlık bürosu toplanma merkeziydi, burada buluşur sohbet ederdik. Kimler yoktu ki, Davut Haskırış, gazeteci Sadık Gökçe, Amasyalı Mehmet Şahbaz, Edip Demir… Selahattin ağabey daha sonra memleketi Osmaniye’ye gitti. Orada da boş durmadı iki kitap kaleme aldı. Bunlardan biri “Taşmedrese Sohbetleri” diğeri “Taşmedreseden Mektuplar”. Cezaevinde ülkücülerin yaptığı kültür sohbetlerinden oluşan yapıtına “Taşmedrese Sohbetleri” adını koymuştu. Bana bir iki ay kadar önce telefonda bu kez “Anılarını” yazdığını söyledi. İnşallah bitirmiştir. Bitmese de yazdığı kadarının yayınlanması yakın Türk Siyasi Tarihi için bir kaynak olur düşüncesindeyim. Neden bu fikirdeyim. Çünkü bir nesil, ‘ülkemiz bölünmesin’, ‘milletimiz huzur içinde yaşasın’ diye kendi canlarını çekinmeden feda etmişti. Sağ kalanlar ise zindanlarda işkenceye tabi tutulmuştu, ölümden beter çilelerden geçmişti. Türklüğü savunmak zordu… Bedel isterdi… Bu bedeli verenlerden biriydi Selahattin ağabey. Mahpushane yıllarında cezaevlerini ‘okul’ haline getirmişlerdi. Çıktıktan sonra da inandığı değerler uğruna mücadeleye devam ettiler. Ne diyelim emir büyük yerden. Atsız’ın ifadesiyle ‘Gel buyruğu’ emrine uydu aramızdan ayrıldı. Bize de ardından ağıt yakmak düştü. Yalan dünya… Ahmet Arvasi’nin dediği gibi… “İşte gördük seni dünya Ne gerçeksin ne de rüya.” http://www.dokuzsutun.com.tr/ Hasan KILIÇ